KDVKurumlar VergisiVergi Usul Kanunu

Şirket Ofisinin Döşeme ve Düzenlenmesi Amacıyla Sanat Eseri Alınmasının Getirdiği Vergi Yükümlülükleri

Şirket Ofisinin Döşeme ve Düzenlenmesi Amacıyla Sanat Eseri Alınmasının Getirdiği Vergi Yükümlülükleri

Şirketler kar gütme ve büyüme hedefi içerisinde daha iyi bir prestij, görsellik, güç, etki ve kurum kültürünü oluşturmak bu kültürü mimarisine yansıtabilmek için şirket içi döşeme ve düzenlemelerine ayrı bir önem vermektedir.
Bu doğrultuda gerek çalışanlar nezdinde gerekçede müşteriler nezdinde etki bırakması açısından “güçlü ve sanata dayalı” imajı yansıtmak oldukça önem taşımaktadır.
Söz konusu imajın oluşturulması için bu noktada Şirket içine “güzel sanat eserleri” alınması gündeme gelmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4. maddesinde ise, güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;
  • Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi,
  • Heykeller, kabartmalar ve oymalar,
  • Mimarlık eserleri,
  • El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları,
  • Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
  • Grafik eserler,
  • Karikatür eserleri,
  • Her türlü tiplemeler
şeklinde tanımlanmıştır.
Bu kapsamda, şirket ofisinin döşeme ve düzenlenmesi amacıyla sanat eseri niteliğinde varlık alınmasının, şirketlere getirdiği vergi yükümlülükleri ilgili Kanun bazında aşağıda irdelenip sonuca bağlanacaktır.

1- Vergi Usul Kanunu Açısından

Vergi Usul Kanunu’nun, 313. maddesinde işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269. madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin amortisman mevzuunu teşkil ettiği, 315 inci maddesinde ise amortisman oranlarının iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan konuya ilişkin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 23.01.2012 tarih, B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.30-238 sayılı özelgesinde,
“Bu itibarla, şirket ofisinin tefriş ve düzenlenmesi amacı ile satın alınan tablolar, kullanma dolayısıyla yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunmadığından amortisman mevzuu yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, söz konusu tablolara ilişkin harcamaların aktifleştirilmesinde bir sakınca bulunmamakta olup, muhasebe kayıtlarına intikaline ilişkin gerekli açıklamalar Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde yapılmıştır.”
İfadelerine yer verilerek söz konusu varlık alımlarının aktifleştirilebileceği ancak amortisman ayrılamayacağı belirtilmiştir.
Ancak konuya ilişkin örnek yargı kararlarına baktığımızda mükellef lehine sonuçlanan kararlar olduğu görülmektedir.
Örneğin Danıştay 4. Daire’nin (Esas No:1994/3132, Karar No:1995/1616) bir kararında,
“ … davacı bankanın tabloları amortismana tabi tutmasında ve Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinin tanıdığı olanak uyarınca yeniden değerleme kapsamında işlem yapmasında Kanun’a aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki 55 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan Genel Tablonun IX Demirbaşlar bölümünün (c) ayrımındaki (… büst, portre, heykel ve benzerleri …) açıklamasından da tablo ve diğer sanat eserlerinin Kanun’un öngördüğü koşulları taşımak kaydıyla amortisman mevzuuna girdiği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile … Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.”
İfadelerine yer verilmiştir.

2- Kurumlar Vergisi Kanunu Açısından

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6. maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesi, safi kazancın tespitinde hangi giderlerin indirilebileceğini (11) bent halinde düzenlemiş ve maddenin birinci bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve devamı için yapılan genel giderlerin indirilmesi (gider olarak dikkate alınması) kabul edilmiştir.
Dolayısıyla, “ticari kazancın elde edilmesi ve devamı” anlatımı ile amaçlanan durumların belirlenmesi gerekmektedir.
Sözü geçen bentte, bir ticari organizasyonun varlığı nedeniyle yapılması gerekli olan ve bu ticari organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerin indirilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle, yapılan giderle kazancın elde edilmesi ve devamı arasında doğrudan ve açık bir nedensellik ilişkisinin varlığı ve giderin yapılmasında zorunluluk bulunması halinde giderin indirimi kabul edilebilir olmaktadır.
Diğer taraftan konuya ilişkin bahsi geçen özelgede,
“Bu hükümlere göre, şirket ofisinin tefriş ve düzenlenmesi amacı ile satın alınan tablolar için yapılan harcamalar, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış bir harcama niteliğinde olmadığından, söz konusu harcamaların kurum kazancından indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.”
açıklamalarına yer verilerek söz konusu harcamaların kanunen kabul edilmeyen gider olarak ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

3- KDV Açısından

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
  • 1/1. maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,
  • “Vergi indirimi” başlıklı 29/1. Maddesinde mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri
  • 30/d maddesinde ise; Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan konuya ilişkin bahsi geçen özelgede,
“Buna göre, şirket ofisinin tefriş ve düzenlenmesi amacı ile satın alınan tablolar için ödenen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.”
İfadelerine yer verilmiştir.

4- Sonuç

Vergi Otoritesi, şirket ofisinin döşeme ve düzenlenmesi amacıyla sanat eseri alınmasını ticari kazancın elde edilmesi ve devamı için zorunlu bir harcama olarak görmediğinden ticari kazancın tespitinde bu doğrultuda yapılan harcamaların,
– indirim konusu yapılamayacağını, kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerektiğini,
– amortisman ayrılamayacağını,
– bununla birlikte ödenen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağını
İfade etse de şirket görselliğinin günümüzde şirketlere kattığı prestij ve etkiler dikkate alındığında bu değerlendirmenin ve yaklaşımın ticari hayatta yer bulması ve benimsenmesi mümkün olmayacaktır.
Nitekim bu konuda yapılan tarhiyatlara ilişkin açılan davalar genellikle mükellef lehine sonuçlanmakta olup konunun yargıda savunma dayanaklarının güçlü olduğu görülmektedir.
Etiketler

İlgili Yazılar

Yorumlarınız

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close